<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Doç. Dr. Sübhan Talıblı &#8211; Orta Asya Gazetesi</title>
	<atom:link href="https://ortaasyagazetesi.com/etiket/doc-dr-subhan-talibli/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ortaasyagazetesi.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 16 Jan 2024 18:23:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://ortaasyagazetesi.com/wp-content/uploads/2025/03/cropped-Orta-asya-32x32.webp</url>
	<title>Doç. Dr. Sübhan Talıblı &#8211; Orta Asya Gazetesi</title>
	<link>https://ortaasyagazetesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8220;20 OCAK&#8221; TRAJEDİSİ: AZERBAYCAN HALKININ ÖZGÜRLÜK VE BAĞIMSIZLIK MÜCADELESİ</title>
		<link>https://ortaasyagazetesi.com/20-ocak-trajedisi-azerbaycan-halkinin-ozgurluk-ve-bagimsizlik-mucadelesi-h53560.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Abdullah Yiğit]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Jan 2024 18:19:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bugün]]></category>
		<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[KÜLTÜR SANAT]]></category>
		<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[YAŞAM]]></category>
		<category><![CDATA["20 OCAK" TRAJEDİSİ: AZERBAYCAN HALKININ ÖZGÜRLÜK VE BAĞIMSIZLIK MÜCADELESİ]]></category>
		<category><![CDATA[“20 Ocak Trajedisi]]></category>
		<category><![CDATA[20 OCAK"]]></category>
		<category><![CDATA[AZERBAYCAN]]></category>
		<category><![CDATA[AZERBAYCAN HALKININ ÖZGÜRLÜK VE BAĞIMSIZLIK MÜCADELESİ]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan Milli İlimler Akademisi]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan Milli İlimler Akademisi Doğu Araştırmaları Doç. Dr. Subhan TALIBLI]]></category>
		<category><![CDATA[Doç. Dr. Sübhan Talıblı]]></category>
		<category><![CDATA[Enstitüsü’nün araştırmacısı Doç. Dr. Subhan TALIBLI]]></category>
		<category><![CDATA[Milli İlimler Akademisi]]></category>
		<category><![CDATA[Subhan]]></category>
		<category><![CDATA[Sübhan Talıblı]]></category>
		<category><![CDATA[TALIBLI]]></category>
		<category><![CDATA[TRAJEDİSİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://1453kralmedya.com/?p=53560</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;20 OCAK&#8221; TRAJEDİSİ: AZERBAYCAN HALKININ ÖZGÜRLÜK VE BAĞIMSIZLIK MÜCADELESİ &#160; Doç. Dr. Subhan TALIBLI, Azerbaycan Milli İlimler Akademisi Doğu Araştırmaları Enstitüsü’nün araştırmacısı, “Guba Soykırımı Anıt Kompleksi” çalışanı (1453 Kral Medya’ya özel olarak) 20 yüzyılın başlarından itibaren, yüzyılın sonuna kadar Azerbaycanlılar, Ermeniler ve onları destekleyen bölgesel ve uluslararası güçler tarafından etnik ve dini ayrımcılığa maruz kalmış, &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;20 OCAK&#8221; TRAJEDİSİ: AZERBAYCAN HALKININ ÖZGÜRLÜK VE BAĞIMSIZLIK MÜCADELESİ</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Doç. Dr. Subhan TALIBLI,<br />
Azerbaycan Milli İlimler Akademisi Doğu Araştırmaları<br />
Enstitüsü’nün araştırmacısı,<br />
“Guba Soykırımı Anıt Kompleksi” çalışanı</p>
<p>(1453 Kral Medya’ya özel olarak)</p>
<p>20 yüzyılın başlarından itibaren, yüzyılın sonuna kadar Azerbaycanlılar, Ermeniler ve onları destekleyen bölgesel ve uluslararası güçler tarafından etnik ve dini ayrımcılığa maruz kalmış, toprakları işgal edilmiştir. Azerbaycan Türkleri, tarihi vatanları olan topraklarından uzaklaştırılmış ve etnik temizlik ve soykırıma tabi tutulmuşlardır. Bu kanlı trajedilerden biri de yakın dönem Azerbaycan tarihinde &#8220;20 Ocak&#8221; olarak adlandırılan katliamdır. Bu trajedi, Azerbaycan halkı tarafından &#8220;Kanlı Ocak&#8221; ve &#8220;Kara Ocak&#8221; olarak da adlandırılmaktadır. 1985 yılında SSCB lideri Mihail Gorbaçov&#8217;un Karabağı Özerk Bölgesi&#8217;ni Azerbaycan SSC&#8217;nin kontrolünden çıkarma ve çeşitli yollarla Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’ne katma politikası, Azerbaycan’ın milli lideri Haydar Aliyev’e karşı düzenlenen bir iftira kampanyası ile başlamıştır. Sovyetler Birliği’nin Azerbaycan halkına karşı yürüttüğü ayrımcılık politikası aslında daha ilk yıllarda Azerbaycan halkının milli bağımsızlığının ortadan kaldırılması ile başlamış, özellikle Stalin zamanında Azerbaycanlıların tarihi vatanları olan Erivan ve diğer Ermenistan’a verilen topraklarından tehcir edilmesi vb ayrımcı tutumlarla devam ettirilmişti. Gorbaçov’un iktidara geldiği 1980’li yılların ortalarından itibaren, yukarıda değinildiği gibi Karabağ’ın Ermenistan’a verilmek istenmesi ve o sırada Moskova’da Politbüro’da bulunan Haydar Aliyev’e karşı iftira kampanyası açılması gibi yöntemlerle yeniden güçlenmişti. Ancak Azerbaycan halkı bu oldu-bittilere göz yummamış ve Bakü başta olmak üzere çeşitli kentlerde düzenlediği protesto gösterileriyle Gorbaçov’un bu politikasına karşı sesini yükseltmeye başlamıştı. Sumgayıt ve Karabağ’da başlayan çatışmalar, 1988 yılından itibaren milli bağımsızlık hareketine güçlü bir ivme kazandırdı.<br />
Ancak Moskova’nın Ermenilere sempati duymaya dayalı politikası, burada da kendini gösterdi. Erivan’da göstericiler Sovyet askerlerine saldırıp her türlü taşkınlığı yapmasına, Bakü başta olmak üzere çeşitli şehirlerde provokatif eylemlerle Azerbaycanlılara saldırıp, ortalığı yakıp yıkmaya başlamasına karşı sessiz kalmayı seçen Sovyetler Birliği, Azerbaycan’da bu yapılanlara itiraz için düzenlenen gösterileri kanlı şekilde bastırma poltikası yürüttü. Bu bağlamda Ocak 1990&#8217;ın ortalarında, SSCB Savunma ve İçişleri Bakanlıklarından ve diğer özel kuvvetlerden 66.000&#8217;den fazla asker ve subay Bakü&#8217;ye getirildi ve Bakü&#8217;nün Gala ve Nasosnu hava limanlarına (şimdiki Z. Tagiyev bölgesi), Cumhuriyet Stadyumuna ve Salyan bölgesindeki kışlaya yerleştirildi. Azerbaycan&#8217;a gönderilen SSCB ordu birliklerinin içinde Stavropol, Rostov ve Krasnodar&#8217;dan gönderilen Ermeni subay ve askerleri ile askeri okullarda okuyan Ermeni harbiyeliler de yer alıyordu.<br />
15 Ocak 1990&#8217;da SSCB Yüksek Sovyeti Başkanı M. Gorbaçov, Karabağ ve diğer bazı bölgelerde olağanüstü hal ilan eden bir kararname imzalamıştı. Söz konusu kararnamenin 7. Maddesi, Azerbaycan SSC yetkililerini, Bakü ve Gence başta olmak üzere tüm yerleşim yerlerinde sokağa çıkma yasağı getirilmesi de dahil olmak üzere gerekli tüm önlemleri almaya çağırıyordu. Azerbaycan SSC Yüksek Sovyeti, 19 Ocak 1990 tarihli ve hiçbir yasal dayanağı olmayan 15 Ocak tarihli talimat üzerine, 19-20 Ocak gecesi Bakü&#8217;de olağanüstü hal ilan edilmesini öngören bir karar yayınladı. Her iki kararname, aslında Birlik Anlaşması’na aykırıydı ve bunların hayata geçirilmesi ile SSCB lideri M. Gorbaçov tarafından Birlik Anayasasının 119 ve Azerbaycan SSC Anayasasının 71. maddeleri ihlal edilmişti.</p>
<p><img decoding="async" src="https://scontent.fada1-14.fna.fbcdn.net/v/t1.15752-9/419752346_1082765122782373_1363474655724527040_n.jpg?_nc_cat=100&amp;ccb=1-7&amp;_nc_sid=8cd0a2&amp;_nc_ohc=BN11p5vBeG4AX-aEIJg&amp;_nc_ht=scontent.fada1-14.fna&amp;oh=03_AdR8553jNP2B5ULwYr2lsBQnl-MqWZaovI8PGufxpHOj3g&amp;oe=65CE497A" alt="Açıklama yok." /></p>
<p>19 Ocak&#8217;ta Sovyet Merkezi KGB&#8217;sinin &#8220;Alfa&#8221; grubu ve yerel KGB liderliğinin düzenlediği operasyonla Azerbaycan televizyonunun elektrik trafosu havaya uçuruldu. Bakü&#8217;de olağanüstü hal ilan edilmesinin amacı ortaya çıkmıştı. Amaç, düzenlenecek operasyon ve Kızıl Ordu birliklerin şehre girişi hakkında halkın bilgilendirmesinin önüne geçmekti. O gece Bakü&#8217;de 26 ayrı noktada kontrol ve barikat noktaları kuruldu. Salyan kışlası da dahil olmak üzere kentin 60 askeri birliğinin 34&#8217;ü ile irtibat kesildi. Bakü’yü işgal eden Sovyet birlikleri ilk olarak 19 Ocak saat 21.00&#8217;de Türkan-Gala tarafından şehre dahil oldu. &#8220;Bakü operasyonu&#8221; doğrudan SSCB Savunma Bakanı Dmitry Yazov, SSCB İçişleri Bakanı Vadim Bakatin ve SSCB Merkez KGB Başkan Yardımcısı Filip Babkov tarafından yönetiliyordu.</p>
<p>Ve Sovyet Kızıl Ordu birliklerinin Azerbaycan halkına karşı düzenlediği Kanlı Ocak katliamı başladı. Şehre girien Sovyet birliklerinin halka tank ve ağır silahlarla ateş açması sonucu 147 kişi hayatını kaybetti. 744 kişi yaralanırken, 841 kişi hukuka aykırı olarak tutuklanmış, bunların 112&#8217;si SSCB&#8217;nin farklı şehirlerine götürülerek, oradaki tutuklu kamplarını konulmuştur. Sovyet askerleri tarafından 200 ev, arasında ambulansların da olduğu 80 araç imha edilmiş, yanıcı mermilerle çıkarılan yangınlar sonucu çok sayıda kamu ve özel mülk tahrip olmuştur. Maddi kaybın ise o günkü rakamlarla 5.637.286 ruble tutarında olduğu tespit edilmiştir.</p>
<p>Neftçala 25 Ocak 1990 Trajedisi<br />
Facia yalnız Bakü ile sınırlı kalmadı. Gösterilere karıştıkları iddiasıyla sivilleri yakalamak için Bakü&#8217;ye giren Kızıl Ordu birlikleri birkaç gün sonra güneye istikametine- Neftçala, Celilabad ve Lenkeran&#8217;a yöneldi. 25 ve 26 Ocak&#8217;ta Sovyet birlikleri bu bölgelerde yerel halka ateş açmaya, masum insanları tutuklayıp, işkence etmeye başladı. Neftçala trajedisi, 25 Ocak saat 18:30’da başladı. Olaylarda 2 kişi hayatını kaybetti, 10’u ağır 30 kişi de yaralandı. Ancak, Azerbaycan’ın kahraman evlatları ağır silahlarla kendilerine saldıran Kızıl Ordu askerlerine direndiler ve pek çok kahramanlığa imza attılar. Ocak 1990&#8217;da Bakü başta olmak üzere ülkenin çeşitli bölgelerinde yaşanan olaylarda yüksek fedakarlık, cesaret ve direnç gösteren bir grup Azerbaycanlı’ya bağımsızlıktan sonra Azerbaycan Devleti tarafından &#8220;Özgürlük Savaşçısı&#8221; fahri unvanı verildi. Neftçala&#8217;da bu onura layık görülenler arasında babam Alakbar Talibov da dahil olmak üzere on iki kişi bulunuyordu.</p>
<p>26 Ocak 1990 Lenkeran Trajedisi<br />
Ocak ayının kanlı günlerinde Azerbaycan halkının özgürlük mücadelesinde şehitlik mertebesine ulaşanların 11&#8217;i Lenkeranlı idi. Bunlardan 5&#8217;i, 19-20 gecesi Bakü sokaklarında Sovyet ordusunun silahlı saldırısının kurbanlarıydı.<br />
26 Ocak&#8217;ta ise Lenkeran&#8217;ın Haftoni ormanında Rus paraşütçüler tarafından altı kişi vahşice öldürüldü, 11 kişi yaralandı ve 46 kişi tutuklandı. O zamanlar sadece başkentte değil, tüm ülkede Sovyet emperyal sömürgeciliğine karşı protesto gösterileri düzenlenmişti. Azerbaycan&#8217;ın güney bölgesinde de durum gergindi. Özgürlük ve bağımsızlık isteyenler ayağa kalkmıştı. Celilabad ve Astara&#8217;daki sınır kontrol noktaları imha edilmişti. Sovyet birliklerinin askeri teçhizatı orada da kan dökmeye hazırdı. Hain planlarını Bakü&#8217;de &#8220;başarıyla&#8221; gerçekleştiren Kızıl Ordu müfrezeleri, bu amaçla önce Neftçala&#8217;ya gitmiş, özgürlük taleplerini kana boyamışlardı.</p>
<p>Azerbaycan Cumhuriyeti&#8217;nde her yıl 20 Ocak günü resmi yas günü olarak anılır. 20 Ocak günlerinde Azerbaycan halkı, kendilerinin özgür ve bağımsızlığı için can veren şehitleri ziyaret etmek için tüm şehir ve bölgelerden Bakü&#8217;ye akın ederler. Azerbaycan&#8217;da Kanlı Ocak 1990 olaylarından sonra karanfiller, yas çiçeği olarak adlandırılır olmuştur. 20 Ocak trajedisiyle ilgili olarak, Azerbaycan halkının milli lideri Haydar Aliyev&#8217;in girişimi ve talimatıyla 29 Mart 1994&#8217;te Azerbaycan Parlamentosu 20 Ocak 1990 tarihini unutturmayacak bir karar kabul etti. Aliyev, 20 Ocak trajedisinin unutulmaması için siyasi ve yasal tüm önlemleri aldı.<br />
5 Ağustos 1998’de de Bakü&#8217;de Kara Ocak ve Karabağ savaşlarında şehit düşenlerin defnedildiği mezarlığa &#8220;Ebedi Meşale Anıtı” kompleksinin dikilmesi emri verdi. Katliamda hayatlarını kaybeden 147 kişinin ad ve soyadları bu kompleksin duvarlarına altın harflerle kazındı. Şehitler Hıyabanı’nda bulunan bu anıt, 8 köşeli bir yıldız üzerinde duran altın cam kubbeli bir türbeden oluşmaktadır. Türbenin duvarlarını süsleyen zarif ağ, anıtsal yapıya bir sükunet ve şeffaflık kazandırmaktadır.</p>
<p>2007 yılında Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İlham Aliyev&#8217;in emriyle Şehitler Hıyabanı’nın yeniden inşası sırasında Ebedi Meşale Anıtı’nın sütunları yükseltildi ve anıttaki sekizgen yıldız ve sekizgen aynanın gözenekleri altın ile süslendi. Sadece Bakü, Neftçala ve Lenkeran&#8217;da değil, Azerbaycan&#8217;ın tüm şehir ve bölgelerinde hem 20 Ocak, hem Hocalı ve hem de Karabağ savaşı şehitlerine adanmış Şehitler Hiyabanı vardır. Böylece Gorbaçov yönetimindeki SSCB’nin Azerbaycanlıları ezmek için planladıkları Bakü katliamı, düşünülenin tam tersi bir sonuç verdi. Azerbaycan Türklerinin bağımsızlık ve özgürlük azmini daha da biledi yeniden dirilişinin kilometre taşlarından biri oldu.</p>
<p>Azerbaycan Cumhurbaşkanı ve Silahlı Kuvvetlerin Başkomutanı İlham Aliyev, Şuşa&#8217;nın kurtarıldığını Şehitler Hiyabanı&#8217;ndan duyurmasının tesadüf olmadığını söyledi. “Bu tesadüfi değil. Bugün bir kez daha şehitlerimizin ruhları önünde eğiliyor ve bugün şehitlerimizin kanlarının yerde kalmadığını ilan ediyorum. Ermeni vahşeti kurbanlarının, Hocalı kurbanlarının kanı yerde kalmıyor. İntikamımızı savaş alanında aldık.&#8221;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ülker Piriyeva/Azerbaycan</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. Sübhan Talıblı , “Ermenistan’ın Azerbaycanlı sivil ve askeri mahkumlara muamelesi”</title>
		<link>https://ortaasyagazetesi.com/doc-dr-subhan-talibli-ermenistanin-azerbaycanli-sivil-ve-askeri-mahkumlara-muamelesi-h35576.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Abdullah Yiğit]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Sep 2022 19:22:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KÜLTÜR SANAT]]></category>
		<category><![CDATA[“Ermenistan'ın Azerbaycanlı sivil ve askeri mahkumlara muamelesi”]]></category>
		<category><![CDATA[AZERBAYCAN]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan Milli İlimler Akademisi]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan Milli İlimler Akademisi Doğu Araştırmaları Enstitüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Doç. Dr. Sübhan Talıblı]]></category>
		<category><![CDATA[Doç. Dr. Sübhan Talıblı – “Ermenistan'ın Azerbaycanlı sivil ve askeri mahkumlara muamelesi”]]></category>
		<category><![CDATA[Sübhan Talıblı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://1453kralmedya.com/doc-dr-subhan-talibli-ermenistanin-azerbaycanli-sivil-ve-askeri-mahkumlara-muamelesi-h35576.html</guid>

					<description><![CDATA[Ülker Piriyeva – AZERBAYCAN Azerbaycan Milli İlimler Akademisi Doğu Araştırmaları Enstitüsü’nün önde gelen araştırmacısı, “Guba Soykırımı Anıt Kompleksi” çalışanı Doç. Dr. Sübhan Talıblı 1453Kral Medya haber ajansına“Ermenistan’ın Azerbaycanlı sivil ve askeri mahkumlara muamelesi” hakkında konuştu. Doç. Dr. Sübhan Talıblı – “Karabağ savaşı sırasında sivil ve askeri esirlere yapılan muamele, Ermenistan devletinin bir kez daha saldırgan &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-size:18px;">
<p></p>
<div class="entry-content">
<p>Ülker Piriyeva – AZERBAYCAN</p>
<p>Azerbaycan Milli İlimler Akademisi Doğu Araştırmaları Enstitüsü’nün önde gelen araştırmacısı, “Guba Soykırımı Anıt Kompleksi” çalışanı Doç. Dr. Sübhan Talıblı 1453Kral Medya haber ajansına“Ermenistan’ın Azerbaycanlı sivil ve askeri mahkumlara muamelesi” hakkında konuştu.</p>
<p>Doç. Dr. Sübhan Talıblı – “Karabağ savaşı sırasında sivil ve askeri esirlere yapılan muamele, Ermenistan devletinin bir kez daha saldırgan ve terörist bir devlet olduğunu açık ve yasal olarak kanıtlamaktadır. Evet, şurası bir gerçek ki, tutsaklara yapılan muamele ve işkence de dahil olmak üzere hesaplanamaz Ermeni vahşeti gerçekleştirdiler.”</p>
<p>Ermeni vandalizmi hakkında mahkumlara yapılan muamele ve işkence hakkında tüm gerçekler</p>
<p>Genel olarak esirlere yapılan muamele Ermeniler için hem yabancı bir hukuk terimi, hem de Ermenilerin insanlığa karşı işledikleri suçlardan biridir.<br />
Ermenistan’ın askeri-politik liderliği, Azerbaycan’ın yakalanan ve rehin alınan vatandaşlarına karşı kasıtlı olarak soykırım ve vandalizm politikasını uygulamaktadır. Aralarında çocuk, kadın ve yaşlıların da bulunduğu binlerce Azerbaycan vatandaşı, Ermeni esaretinde dayanılmaz işkencelerin kurbanı oldu. Çok sayıda yerli ve yabancı gerçek, araştırma, belge, uluslararası ve bölgesel kuruluşların raporları, mahkum ve rehinelerin çeşitli korkunç işkencelere maruz kaldıklarını – vahşice dövüldüklerini, kasten sakat bırakıldıklarını, göğüslerine, tırnaklarına sıcak “haç” işaretleri ile damgalandıklarını gösteriyor. Aynı zamanda, dişleri çekildi, yaralarına tuz döküldü, lastik ve demir sopalarla dövüldü, damarlarına benzin enjekte edildi. Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet Komisyonunda tutuklular ve kayıp, rehin alınan vatandaşlarla ilgili bazı gerçekler:</p>
<p>* Rehin alındığında 3 yaşında olan Şövgü Xagani Aliyev’in (24.07.1993) humerusu Hankendi’nde Ermeni “doktorlar” tarafından alınmış, bunun sonucunda Şövgü sakat kalmıştır.<br />
* Kelbecer bölgesinin işgali sırasında (31.03.93) rehin alınan Gülcemal Guliyeva’nın yeni doğan oğlu Arzu Hacıyev’e, Ermeni “doktor” Aida Serobyan tarafından bilinmeyen maddeler enjekte edildi, 2003 yılında sakat kaldı ve öldü.<br />
* Ermeniler, 15 yaşındaki rehine Nazakat Mammadova’nın babasına gözlerinin önünde işkence yaptı, kulaklarını kesti, annesi tehditlere ve şantajlara dayanamadığı için çıldırdı ve kızın kendisini 4 milyon rus rublesine ailesine sattılar.<br />
* Dadaşova Zemine Göyüş kızı Ermeniler tarafından rehin alınırken bakımsızlıktan kolundan kurşun yarası almış ve vücudunda çürüme süreci başlamıştır. Şu anda Zemine’nin sol kolu çalışmıyor. Rehin alındığında Ermeniler, babası Göyüş Dadaşov’u ve yaşlı büyükannesi Gonça İbadova’yı olay yerinde vurdular.<br />
* Ağdam ilçesinden rehin alınan Keklik Hesenova’ya Ermeni amirleri işkence yaptı ve 16 dişini pense ile çektiler.<br />
* Ağdam bölgesinin işgali sırasında Ermeniler tarafından rehin alınan Şirinova Şarkiyya Rza qızının 8 altın dişi pense ile çekildi. Altı ay boyunca sürekli işkenceye maruz kaldı.<br />
* Gubadlı bölgesinin işgali sırasında Hankendi askeri birliğinde 65 yaşındaki Mammadova Biniş Rasul kızı ve 69 yaşındaki İsmayilova Sara Miriş kızı rehin alınarak gözaltına alındı. Burada gündüzleri ağır fiziksel işlerde çalıştırılıyor, geceleri ise özel bir gaddarlıkla dövülüyorlardı. Kendileriyle birlikte gözaltına alınan Şahsenem ve Aslı isimli kadınlar, bu kadar ağır işkencelere dayanamayarak esaret altında öldüler.<br />
* Ağdam bölgesinin eski sakini Vladimir İvanoviç Şevelyov, 1994 yılında Ağdam bölgesinin işgali sırasında Ermeni esaretinde aşırı işkenceye maruz kalan Rus uyruklu Vladimir Ivanovich Şevelyov, 89 yaşındaki annesi Vera Davydovna ve yaşlı ablası Svetlana Ivanovna, 58 yaşındaki hasta kardeşi Anatoly İvanoviç’in de Ermeniler tarafından vahşice öldürüldüğünü sonra yakıldığını, Ağdam kanalının yakınında sayısız kadın ve çocuk cesedi gördüğünü söylüyor. Ayrıca Vladimir Şevelyov, Ağdam bölgesinin işgali sırasında Ermenilerin oradaki akıl hastanesinde iki hasta kadın da dahil olmak üzere 7 akıl hastasını rehin aldıklarını ifade ediyor. Biri serbest bırakıldı, biri dövülerek öldürüldü, diğerlerinin akıbeti hakkında bilgi yok.<br />
* 1930 doğumlu Ağdam yöresi sakini Abbasov Ali Resul, Ermeniler tarafından rehin alınırken düzenli olarak dövüldü, cesedi sigarayla yakıldı. Gördüğü zihinsel ve fiziksel işkenceden kurtulamayan Eli Abbasov, Ermeni esaretinden serbest bırakılmasından bir süre sonra öldü.<br />
* Ermeni askerleri, Fuzuli mahallesinden rehin aldıkları Agayev Mürvet Fatiş oğlunu dövdü, kulağını kesti, ellerini arkasından tel ile bağladı, ağaca astı ve ayaklarının altında ateş yaktı.<br />
* Savaş esirleri – Daşdemirov Novruz Muhammed oğlu ve Garayev Namig Cavanşir oğlu, sürekli dayak, vücutlarına ısıtılmış nesnelerle dayak ve başlarına çivi çakmaları sonucu akıl hastalığı noktasına getirildi.<br />
* Savaş esiri Mürşüdov Sedreddin Aslanoğlu, dövüldükten sonra kırık camları yutmak zorunda kaldı.<br />
* Memmedov Abdülazim Mecnun’un yaralı halde yakalanan oğlu lastik copla dövüldü, damarlarına benzin enjekte edildi, yaralarındaki sargılar yırtıldı ve eğitimli köpek üzerine serbest bırakıldı.<br />
* Memmedov Mayil Mehemmedeli oğlu, damarlarına mazot enjekte edilerek göğsü ısıtılmış haçla damgalandı.<br />
* Savaş esiri Hüseynov Cavid Ağa’nın vahşice dayak yemesi sonucu çenesi ve kaburgaları kırıldı. Ermeniler, Cavid’in koluna bir demir parçası vurarak yaranın üzerine asit döktüler.<br />
* Yedi aylık bebek İlyasov’un annesi Afet Mirzeyeva ve dedesi Aslan Mirzeyev Ermeniler tarafından vahşice vuruldu. Babek’in sağ gözü şarapnel tarafından yaralandı, ancak buna rağmen, Ermeniler onu Kelbecer ilçesinden rehin alınan diğer köylülerle birlikte ancak dört ay sonra ve tedavi görmeden geri verdiler. Babek’in şu anda bir gözü kör.<br />
Bütün bunlar Ermenilerin her alanda ne kadar vandal, zalim ve terörist olduğunu bir kez daha göstermektedir. Elbette Ermenistan ve destek güçlerinin politikasına rağmen Azerbaycan halkı ve Şanlı Ordumuz tüm şehitlerimizin kanını alacaktır. Bugün Başkomutan önderliğinde yiğit ve şanlı ordumuz bu kısası alıyor ve almaya da devam edecektir.</p>
<p>Saldırgan Ermenistan’ın işgal sırasında yakalanan sivil halka karşı terörü</p>
<p>Ermeniler, büyük güçlerin ve bölgesel güçlerin desteğiyle Azerbaycanlılara karşı her zaman terör, saldırganlık ve etnik temizlik politikası yürütmüşlerdir ve bu politika günümüzde de devam etmektedir.<br />
Ermenistan-Azerbaycan, Dağlık Karabağ ihtilafının 30 yılı boyunca 1993 yılında kurulan Mahkumlar, Kayıp ve Rehine Vatandaşlar Devlet Komisyonu’nda toplanan materyallerin analizi, Ermenistan Cumhuriyeti’nin 1949 tarihli Cenevre Sözleşmesini ihlal ettiğini gösteriyor. Savaş Mağdurlarının Korunmasına Dair”. Sözleşme ve ek protokollerinin, Lahey Sözleşmesi ve protokollerinin gereklerinin ağır ihlaliyle, Azerbaycan vatandaşlarına karşı kasıtlı olarak saldırgan ve soykırımcı bir politika uygulamaktadır. Barışçıl nüfusun esaret sırasında yaşadıkları bölgelerden toplu olarak sürülmesi, yerleşim alanlarının, tarihi eserlerin, antik mezarlıkların tahrip edilmesi, insanların toplu olarak katledilmesi, rehin alınması, dayanılmaz işkencelere maruz bırakılması, anlattıklarımızdan açıktır. , haysiyetlerini ayaklar altına almak, şantaj yapmak, korkutmak, ticaret nesnesi haline getirmek delildir.<br />
1992 yılında Hocavend bölgesinin işgali sırasında Ermeni askerleri, Karadağlı köyünden Hankendi’ne kadar 118 kişiyi rehin alırken 33’ünü vurmuştur. Öldürülenler arasında 10-12 yaş arası çocuklar ve kadınlar da vardı.<br />
Fuzuli bölgesinin işgali sırasında Horadiz yolu üzerinde rehin alınan 40 sivilden 29’u, Gorazilli köyünden 40’ı, Kelbecer ilçesine bağlı Başlıbel köyünden rehin alınan yaşlı, kadın ve çocuklardan 29’u rehin alındı. Kelbecer Mahallesi’nde olay yerinde hayatını kaybetti, cesetlere karşı ahlaksızlık ve vandalizm yapıldı” ‘Tünel’ olarak adlandırılan yerde vurulan siviller, bir kamyonun üzerine yığılarak, otomobille birlikte yanarak yolunu kaybetti. Bu masum soykırımın kurbanlarının çoğu kadın ve çocuklardı.</p>
<p>25-26 Şubat 1992 gecesi, Ermeni silahlı kuvvetleri, 4. Ordu’nun 23. Tümeninin bir parçası olan 366. motorlu tüfek alayının 10 tankını, 16 zırhlı personel taşıyıcısını, 9 PDM’yi (piyade savaş aracı) ele geçirdi. Hankendi’de bulunan eski SSCB, Hocalı’yı 180 askeri uzman ve önemli insan gücü ile kuşattı. Ermeniler en modern silahlarla şehre saldırdılar ve Hocalı’yı yerle bir ettiler. Hocalı’nın işgali sırasında Ermeni ve Rus askerleri tarafından öldürülen 613 Hocalı sakininden 63’ünün küçük çocuklar, 106’sının ise farklı yaşlardaki kadın olduğu “Hocalı’nın İşgaline İlişkin Araştırma Materyalleri”nden öğrenilmektedir. 8 aile tamamen yok edildi. 76’sı çocuk olmak üzere 487 kişi engelliydi. Halihazırda (01.10.2016 tarihi itibariyle bilgiler) Hocalı’da kayıp olarak 186 kişi (31’i çocuk – 11 kız, 59’u kadın, 33’ü yaşlı (20 kadın)) aranıyor. Kayıp 186 kişiden 95’inin Ermeniler tarafından yakalanıp rehin alındığına dair tanık ifadeleri var. 95 kişiden 12’si çocuk (2 kız), 23’ü kadın, 11’i (7 kadın) yaşlı bulunmaktadır. Yürütülen operasyon soruşturması sırasında, 366. alayın Ermeni subayı Binbaşı Oganyan Seyran Muşegoviç’in (şu anda Ermenistan Cumhuriyeti Savunma Bakanı) komutasındaki 366. Yevgeni Nabokixi komutasındaki 3. tabur kurmay başkanı 1. Çitçyan Valery Isayeviç ve alayda görev yapan 50’den fazla Ermeni subay ve teğmen katıldı. Olaydan sonra elde edilen bazı cesetlerin dış muayenesi, adli tıp uzmanlarının görüşleri, kuşatmadan kurtulmayı ve rehinelerden kaçmayı başaran sakinlerin ifadeleri ve diğer delillere göre Ermenilersivillere karşı akıl almaz işkenceler yapdı.</p>
<p>Azerbaycan Cumhuriyeti’nin tutuklu ve rehinelerle ilgili aldığı tedbirler<br />
Merkezi Bakü’de bulunan Azerbaycan Kızılayı, gönüllü yardım ve hizmetler sağlayan ve devlet yasalarına tabi olan, kar amacı gütmeyen bir kuruluştur. Görevleri “Azerbaycan Kızılayı’nın gücünü ve insanlığı bir araya getirerek savunmasız insanlara hizmet etmektir.” Azerbaycan Kızılay Cemiyeti, 10 Mart 1920’de dönemin Savunma Bakan Yardımcısı Korgeneral Eliağa Şıhlınski ve Feteli Xan Xoyski’nin girişimleriyle kuruldu. 1923’ten 1991’e kadar Azerbaycan Kızılayı Derneği, eski SSCB’nin Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Birliği bünyesinde faaliyet göstermiştir. Mart 1992’de Azerbaycan Kızılay Derneği’nin talebi üzerine Azerbaycan’da Uluslararası Kızılhaç Komitesi’nin bir temsilciliği açıldı ve Mayıs 1993’te Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu’nun bir temsilciliği açıldı. 26 Kasım 1994 tarihinde Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin kararı ile Azerbaycan Kızılayı, Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay bünyesinde bu alanda faaliyet gösteren tek resmi insani yardım kuruluşu olarak cumhuriyetimizde onaylanmıştır. Hareket ve 1 Kasım 1995’te Uluslararası Azerbaycan Kızılayı Derneği, Kızılhaç Komitesi tarafından resmen tanındı. Aynı yılın 26 Kasım’ında Azerbaycan Kızılayı Derneği, Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu’nun daimi, eşit, tam üyesi seçildi. Ayrıca Azerbaycan Kızılayı Derneği, Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu Yönetim Konseyi’nde Acil Duruma Hazırlık ve Yardım Komisyonu üyeliğine seçilmiş, Azerbaycan Kızılayı Derneği de çalışma kapsamında eşbaşkanlık yapmıştır. Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu’nun Kiev ve Berlin konferansları grubu. 31 Ocak 2004’te Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, “Azerbaycan Kızılayı için devlet desteğinin artırılmasına ilişkin” bir kararnameyi imzaladı. Ayrıca, Azerbaycan Cumhuriyeti Esir ve Kayıp Vatandaşlar Devlet Komisyonunun ana hedefleri şunlardır: Ermenistan’ın Azerbaycan Cumhuriyeti’ne yönelik saldırganlığı sonucunda yakalanan ve rehinelerin ülkelerine geri gönderilmesi, kayıp kişilerin aranması ile ilgili tedbirler hazırlamak ve bunların uygulanmasına öncülük eder; esirleri ve rehineleri iade etmek, kayıp vatandaşları aramak amacıyla ilgili devlet kurumlarının, kamu ve uluslararası kuruluşların faaliyetlerini koordine eder; Azerbaycan Cumhuriyeti’nin yakalanan ve kayıp, rehin alınan vatandaşları hakkında bilgi toplar, bu bilgilerin kayıt altına alınması ve sistemleştirilmesi için uygun bir bilgi bankasının oluşturulmasını sağlar; Azerbaycan Cumhuriyeti’nin yakalanan ve kayıp, rehin alan vatandaşlarının durumu hakkında bilgi, özet referanslar ve ilgili öneriler hazırlar; Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşlarının esaret altındaki haklarının korunmasını sağlamak için önlemler alır; mahkumlar ve kayıp kişiler, rehineler ile ilgili olarak diğer devletlerin temsilcileriyle düzenli temasta bulunur, gerekirse resmi toplantılar yapar; Cenevre Sözleşmelerinin gereklerinin ihlal edildiği durumlarda, bu sözleşmelerle belirlenen usuller çerçevesinde soruşturma başlatır; Uluslararası Kızılhaç Komitesi, insani meselelerle uğraşan diğer uluslararası kuruluşlar ve bu alanda faaliyet gösteren kişilerle, yakalanan ve kayıp kişiler, rehineler ile ilgili sorunlarla ilgili olarak işbirliği yapar; tutsak ve rehinelerden serbest bırakılan ve Anavatan’a geri dönen kişilerin sağlık ve sosyal rehabilitasyonunun restorasyonu için önlemler alır; yakalanan ve kayıp vatandaşlar, rehineler ile ilgili mektup, dilekçe ve itirazların değerlendirilmesini sağlar; Ermenistan Cumhuriyeti’nin Azerbaycan halkına karşı yürüttüğü soykırım ve etnik temizlik politikasını yansıtan hukuki-tarihi belgelerin yanı sıra mahkumlar, kayıp kişiler, rehinelerle ilgili materyalleri dünya toplumuna ulaştırmak için önlemler alır; Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarında askeri saldırı sonucu yakalanan veya diğer gerekçelerle gözaltına alınan karşı tarafa mensup kişileri kaydeder, filtrasyon istasyonunda tutulmalarını organize eder ve gözaltı kurallarının Cenevre gerekliliklerine uygunluğunu denetler. Sözleşmeler; Komisyon faaliyetlerini şeffaflık esasına göre oluşturmakta, yakalanan ve kayıp, rehin alınan vatandaşlarla ilgili olarak alınan tedbirler hakkında kamuoyunu düzenli olarak bilgilendirmektedir; Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı tarafından Komisyona verilen diğer görevleri yerine getirir.</p>
<p>Birinci Karabağ savaşında Ermenilerin insanlık dışı eylemleri<br />
Ermenistan-Azerbaycan, Dağlık Karabağ ihtilafı sonucunda kayıp, rehine ve serbest bırakılan kişilere ilişkin istatistiki veriler, Devlet Komisyonu tarafından kaydedilen kayıp şahısların – 3.890 kişi) askeri personel – 3.171 kişi, sivil – 719 kişi (71 çocuk) olduğunu belirtmektedir, 267 kadın, 326 yaşlı), erkekler – 3623 kişi, kadınlar – 267 kişi. Kayıtlı kayıplar arasında 872 kişi, askeri personel – 605 kişi, sivil – 267 kişi (29 çocuk, 98 kadın, 112 yaşlı), erkek – 774 kişi, kadın – 98 kişi var. 1.480 mahkum ve rehine, 378 askeri personel, 1.102 sivil (224 çocuk, 357 kadın, 225 yaşlı), 1.123 erkek ve 357 kadın vardı.<br />
1988-2005 yıllarında 1368 Azerbaycan vatandaşı Ermeni esaretinden kurtarıldı. Bunların 169’u çocuk, 338’i kadın ve 286’sı yaşlıdır. Gerçekler ve belgeler, 4852 kayıp vatandaştan en az 783 kişinin (18 çocuk, 46 kadın, 69 yaşlı) Ermeniler tarafından yakalandığını veya rehin alındığını gösteriyor, ancak bu gerçekler Uluslararası Kızılhaç Komitesi de dahil olmak üzere uluslararası kuruluşlardan gizlendi. Bu kişilerin listesi Ermeni esaretinden dönen vatandaşlarımızın tanık ifadelerine ve diğer kaynaklara dayanılarak oluşturulmuştur. Alman, Rus ve Gürcü insan hakları savunucularından oluşan Uluslararası Çalışma Grubu, esirlerin ve rehinelerin serbest bırakılması, kayıp kişilerin aranması ve ICRC, bu kişilerden bazılarının gerçekten yakalandığını ve sonraki akıbetleriyle ilgili bilgilerin gizlendiğini teyit ediyor.<br />
Rehinelere yapılan muamele ve hangi kanunların uluslararası hukuka yansıdığı<br />
12 Ağustos 1949 tarihli “Savaş Zamanında Sivillerin Korunmasına Dair Cenevre Sözleşmesi” (11 Karardan oluşan 1949 Cenevre Diplomatik Konferansı Kararları), 13 maddeden oluşan Tıbbi Yardım ve Güvenlik Bölgeleri Taslak Anlaşması ( Ek I), 8 maddeden oluşan Toplu Yardım Yönetmeliği Taslakları (Ek II), 12 Ağustos 1949 tarihli Cenevre Sözleşmeleri ve bunların ek protokolleri (Ek I. Ek Tıbbi Yardım Alanları ve Yerlerine İlişkin Taslak Anlaşma) ve Ek Protokoller I ve II 1977’de kabul edilen, 12 Ağustos 1949 tarihli Savaş Esirlerinin Muamelesine İlişkin Cenevre Sözleşmesi (Ek I. Savaş Esirlerinin Yaralı ve Hastalarının Doğrudan Ülkelerine Geri Gönderilmesi ve Tarafsız Ülkelere Yerleştirilmeye İlişkin Model Sözleşme (bkz. Madde 110), Ek II. Yönetmelikler Ortak Tıp Komisyonları hakkında (Bkz. Madde 112), Ek III. Toplu yardım kuralları (bkz. madde 73), 14 Mayıs 1954’te Lahey’de kabul edilen Silahlı Çatışma Durumunda Kültür Varlıklarının Korunmasına İlişkin Sözleşme ve Silahlı Çatışma Durumunda Kültürel Varlıkların Korunmasına ilişkin 1954 tarihli Ek Protokoller Lahey Sözleşmesi, “Arkeolojik Mirasın Korunmasına Dair 1992 Avrupa Sözleşmesi” ve “Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunmasına Dair 1972 UNESCO Sözleşmesi”, BM Genel Kurulu No. 1803 (XVII) 14 Aralık 1962 deklarasyonu ve. Birinci Karabağ Savaşı sırasında Ermeni askeri-politik liderliğinin, tarihi coğrafyamızda milli ve manevi değerlerimize, tarihi eserlerimize, camilerimize ve sivil nüfusa karşı uluslararası düzeyde alınan karar ve protokollerin gereklerine aykırı davrandığı belgeleri kabul edildi. Şanlı ordumuzun özgürleştirdiği topraklara baktığımızda uluslararası hukuka ve insanlığa karşı politikalarına bir kez daha tanık oluyoruz. Bir takım devletlerin, uluslararası ve bölgesel kuruluşların “Uluslararası İnsancıl Hukukta Tarafsızlık” ilkesine uymaması büyük bir talihsizliktir.<br />
Bildiğiniz gibi Azerbaycan, Rusya ve Ermenistan dışişleri bakanlarının 10 Ekim’de Rusya’nın başkenti Moskova’da yaptıkları üçlü toplantı sonucunda Rusya Federasyonu, Azerbaycan Cumhuriyeti ve Ermenistan Dışişleri Bakanlarının yaptığı açıklama Ermenistan Cumhuriyetinde kabul edildi, ancak Ermenistan’ın askeri ve siyasi liderliği kaba ve acımasızca ateşkesi ihlal etti. 10 Ekim 2020 tarihinde, saat 12.00’den itibaren, Uluslararası Kızılhaç Komitesi’nin arabuluculuğunda ve onun hükümlerine göre, savaş esirlerinin ve diğer gözaltındaki kişilerin ve ölülerin cesetlerinin değişimi için bir ateşkes ilan edildi. Bu anlaşmanın ilk paragrafı, insani amaçlarla ateşkes ilan edilmesini, Uluslararası Kızılhaç Komitesi’nin arabuluculuğunu ve kriterlerine uygun olarak, savaş esirlerinin ve diğer gözaltına alınan kişilerin ve ölülerin cesetlerinin değiştirilmesini öngörmektedir.<br />
Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi, dünya çapında yaklaşık 97 milyon gönüllü, üye ve personeli içeren ve insan yaşamını ve sağlığını korumak ve insanları hastalıklardan hafifletmek ve korumak amacıyla oluşturulmuş uluslararası bir insani yardım hareketidir. Hareket, yasal olarak birbirinden bağımsız, ancak ortak temel ilkeler, hedefler, semboller, tüzükler ve yönetim organları tarafından birleştirilen çeşitli farklı kuruluşlardan oluşur:<br />
Uluslararası Kızılhaç Komitesi, 1863 yılında Henri Dunant ve Gustav Moynier tarafından İsviçre’nin Cenevre kentinde özel bir yardım kuruluşu olarak kuruldu. Örgütün 25 üye komitesi, uluslararası insancıl hukuka uygun olarak uluslararası ve iç silahlı çatışma mağdurlarının hayatlarını ve onurlarını korumak için özel bir hakka sahiptir. Örgüte üç kez (1917, 1944, 1963) Nobel Barış Ödülü verildi. Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu 1919’da kuruldu ve şu anda hareket içindeki 190 Ulusal Kızılhaç ve Kızılay Derneği’nin faaliyetlerini koordine ediyor. Bu federasyon, ulusal toplulukları uluslararası düzeyde destekler. Uluslararası Federasyonlar Sekreterliği, İsviçre’nin Cenevre kentinde bulunmaktadır.</p>
<p>Ermenistan’ın Azerbaycan’a yönelik askeri saldırısıyla bağlantılı olarak, ICRC 1992’den beri ülkemizde faaliyet göstermektedir.</p>
<p><img decoding="async" src="https://ortaasyagazetesi.com/wp-content/uploads/2022/09/Doc-Dr-Subhan-Talibli-Ermenistanin-Azerbaycanli-sivil-ve-askeri.fna&#038;oh=03_AVKyodvFeJwH7zX5NI12c4YFHbi6FeZWAnaCgRU4bYJ3dw&#038;oe=635575A7.jpeg" alt="Açıklama yok."></p>
</p></div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. Sübhan Talıblı – “Azerbaycan Ordusunun tarihine bir bakış” – ÖZEL</title>
		<link>https://ortaasyagazetesi.com/doc-dr-subhan-talibli-azerbaycan-ordusunun-tarihine-bir-bakis-ozel-h31821.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Abdullah Yiğit]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Jun 2022 09:34:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KÜLTÜR SANAT]]></category>
		<category><![CDATA[AMEA]]></category>
		<category><![CDATA[AMEA – Azerbaycan Milli İlimler Akademisi]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan Milli İlimler Akademisi]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan Ordusunun tarihine bir bakış”]]></category>
		<category><![CDATA[Doç. Dr. Sübhan Talıblı]]></category>
		<category><![CDATA[Doç. Dr. Sübhan Talıblı – “Azerbaycan Ordusunun tarihine bir bakış” - ÖZEL]]></category>
		<category><![CDATA[ÖZEL]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://1453kralmedya.com/doc-dr-subhan-talibli-azerbaycan-ordusunun-tarihine-bir-bakis-ozel-h31821.html</guid>

					<description><![CDATA[Doç. Dr. Sübhan Talıblı – “Azerbaycan Ordusunun tarihine bir bakış” – ÖZEL   Ordu inşa etme politikası, askeri tarihimizde istisnai bir öneme sahiptir. AMEA – Azerbaycan Milli İlimler Akademisi Doğu Araştırmaları Enstitüsü’nün önde gelen araştırmacısı, Tarih üzere Felsefe doktoru, doçent Sübhan Talıblı 1453 Kral Medyaya özel olarak Azerbaycan Ordusunun geçtiği tarihi yolu anlattı. Doç. Dr. &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-size:18px;">
<p></p>
<div class="entry-content">
<p>Doç. Dr. Sübhan Talıblı – “Azerbaycan Ordusunun tarihine bir bakış” – ÖZEL</p>
<p> </p>
<p><img decoding="async" src="https://ortaasyagazetesi.com/wp-content/uploads/2022/06/Doc-Dr-Subhan-Talibli-–-Azerbaycan-Ordusunun-tarihine-bir-bakis.fna&#038;oh=03_AVJULNlXcjdREchyzxCH7_ubsomhA9lssMPoKkVv2FHYWw&#038;oe=62D9AC71.jpeg" alt="Açıklama yok."></p>
<p>Ordu inşa etme politikası, askeri tarihimizde istisnai bir öneme sahiptir.</p>
<p>AMEA – Azerbaycan Milli İlimler Akademisi Doğu Araştırmaları Enstitüsü’nün önde gelen araştırmacısı, Tarih üzere Felsefe doktoru, doçent Sübhan Talıblı 1453 Kral Medyaya özel olarak Azerbaycan Ordusunun geçtiği tarihi yolu anlattı.</p>
<p>Doç. Dr. Sübhan Talıblı – Azerbaycan Ordusu çok eski ve zengin bir kahramanlık, savaş ve muharebe tecrübesine sahiptir. Azerbaycan, askeri faaliyetin ilk oluştuğu bölgelerden biri olarak kabul edilir. Böylece Azerbaycan ordusunun tarihine baktığımızda, Akkoyunlu, Karakoyunlu, Sefevi, Efşar ve Gacar devletlerinin ordu kurma ve savaş tarihine baktığımızda askerlik tarihimizin şanlı sayfalarını da görmekteyiz.</p>
<p>Azerbaycan hanlıklarının bağımsızlığını kaybetmesini resmileştiren 1828 Türkmençay Antlaşması’nın imzalanması, Azerbaycan halkının tarihinde olduğu kadar askeri tarihinde de yeni bir dönemin başlangıcını yaptı.<br />
Çarlık Rusyası, esaret altında tutduğu halklar arasında sadece Türk-Müslüman halkları askeri işlerden uzak tutarak, aslında onların kararlılığını ve mücadeleci ruhunu zayıflatmaya çalışsa da o dönemde, askeri eğitim aldıktan sonra imparatorluk ordusunda hizmet etme fırsatı bulan Müslüman, Azerbaycanlı subayların komuta kabiliyetine göz yumamamış, onların cesaret ve kahramanlıklarından büyük fayda sağlamıştır.</p>
<p>AHC dönemi – Böylece, 28 Mayıs 1918’de Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nin ilanı ve Azerbaycan halkının yeniden bağımsızlığı, milli düzenli ordu kuruculuğu tarihinin başlangıcı oldu.</p>
<p>26 Haziran 1918’de Semed bey Mehmandarov, Elaga Şıhlınski, Hüseyinhan Nahçıvanski, İbrahim ağa Usubov, Kazım Gacar, Cavad bey Şıhlınski, Hebibbey Selimov ve diğer profesyonel askerler, bağımsız devletimizin savunmasının organize edilmesinde ve askeri yapıların oluşturulmasında özel fedakarlıklar ve hizmetler göstermiştir. Azerbaycan’da dövüş sanatlarının yeniden canlanması, dövüş sanatlarının restorasyonu ve vatanseverlik ruhunun sağlanması onların önderliği ve aktif katılımıyla mümkün olmuş, Bakü ve Azerbaycan’ın diğer bölgeleri, o dönemdeki sinsi niyetlerini gerçekleştirmek isteyen Ermeni-Taşnak haydutlarinın ve bölgesel güçlerin saldırganlığından kurtarılmıştır.</p>
<p>İkinci Dünya Savaşı sırasında – Azerbaycanlıların II. Dünya Savaşı’nda faşizme karşı verdiği mücadelelerde gösterdikleri kahramanlıkların milli askeri tarihimizde özel bir yeri vardır. Haydar Aliyev, Azerbaycanlıların bu savaştaki faaliyetleri hakkında şunları söylemiştir: “1941-1945 savaşı dönemi – bu savaşlarda gösterilen kahramanlık örnekleri, Azerbaycan’ın oğulları, kızları ve evlatlarının gösterdiği cesaret her zaman kalbimizde yaşayacaktır.” Dünya Savaşı’nda Azerbaycan’dan 700 binden fazla insan seferber edilmiş ve orduya alınmış, onların 300 binden fazlası savaşlarda öldürülmüştür.</p>
<p>Savaş sırasında 416. 402. 396. 223. 77. ve diğer Azerbaycan milli bölümleri Simferopol, Odessa ve diğer şehirlerde savaşmışlardır. 77.bölüm Polonya ve Çekoslovakya’nın ve 223.bölüm Yugoslavya’nın kurtarılmasında yiğitçe savaşmıştır. 416.bölüm Kafkasya’dan Berlin’e kadar kahramanlık yolu geçmiştir. II. Dünya Savaşı’ndaki cesaretlerinden dolayı Azerbaycan’dan 123 kişiye Sovyetler Birliği Kahramanı unvanı, 170 binden fazla asker ve subaya çeşitli emir ve madalyalar verilmiştir.<br />
Sovyet döneminde – Azerbaycan’da askeri eğitime özel önem verilmiş, yurttaşlarımız erken yaşta dövüş sanatları okumaya başlamış, özellikle Haydar Aliyev’in cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra Azerbaycan’da askerlik geleneklerini canlandırmak için tedbirler almıştır. H.Aliyev’in 20 Haziran 1971’de Cemşid Nahçıvanski adına bir ihtisas askeri okulunun kurulmasına, ayrıca Bakü Yüksek Birleşik Komutanlığı ve Bakü Yüksek Deniz Okullarında, eski SSCB’nin diğer askeri okullarında daha fazla Azerbaycanlı gencin eğitim almaları, bugün bağımsız devletimiz için profesyonel subay yetiştirmenin temellerini atmıştır.</p>
<p>Karabağ savaşı (1988–1994) – Karabağ savaşı sırasında Azerbaycan hükümeti askerlik çağrısı yaptı ve Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra birçok Azerbaycanlı ilk aylarda isteyerek askere gitti.1991-1994 yıllarında Karabağ’da ve devlet sınırındaki askeri operasyonlarda 11.557 Azerbaycan askeri öldürüldü.1992-1994 yılları arasındaki askeri operasyonlar sırasında Ermeni kuvvetlerinin ana kayıpları, 1992 yazında Azerbaycan ordusunun gerçekleştirdiği başarılı taarruz operasyonları sırasında kaydedildi.Azerbaycan ordusunun kayıpları Ağdam muharebelerinde ve 1994 yılının kış ve ilkbaharında Kelbecer’i geri almak için düzenlenen taarruz harekatlarında olmuştur.<br />
Bağımsızlık sırasında – Azerbaycan’da bağımsız bir devlet inşa etmenin en önemli başarılarından biri, Cumhuriyetimizin egemenliğini, toprak bütünlüğünü, dokunulmazlığını ve çıkarlarını korumaya hizmet eden Silahlı Kuvvetlerin oluşturulmasıdır.<br />
Böylece, Anayasamızın 9. Maddesinde belirtildiği gibi, Azerbaycan Cumhuriyeti güvenliğini ve savunmasını sağlamak için Silahlı Kuvvetler ve diğer silahlı oluşumları oluşturur.<br />
Azerbaycan ordusunun yapısı – Azerbaycan Kara Kuvvetleri, Azerbaycan Silahlı Kuvvetlerinin ayrılmaz bir parçasıdır. Kara Kuvvetleri, doğrudan Azerbaycan Cumhuriyeti Savunma Bakanlığına bağlı çeşitli askeri birliklerden ve tugaylardan oluşur.<br />
Azerbaycan Hava Kuvvetleri – Azerbaycan Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetlerinin özel bir birlikleridir. Azerbaycan’ın ilk askeri pilotu Ferruh ağa Gayıbov’du. Azerbaycan Hava Kuvvetleri, Milli Ordu’nun ayrı bir birimi olarak 14 Şubat 1992’de kuruldu. 1997 yılında Azerbaycan Yüksek Askeri Havacılık Okulu ilk milli askeri pilotlarımızı mezun etmeye başladı.<br />
Azerbaycan Donanması – 7 Nisan 1992’de Azerbaycan Cumhuriyeti Deniz Kuvvetleri Karargahı, koruma ve destek güzergahı kuruldu. HDQ esas olarak su alanı koruma bölümü, çıkarma gemisi bölümü, trol bölümü, arama ve kurtarma gemisi bölümü ve eğitim gemisi bölümü içeren denizaltı tugayından oluşur.</p>
<p>HDQ içeriğine – Azerbaycan Deniz Piyadeleri ve Bakü çevresindeki Devlet Sınır Teşkilatı Sahil Güvenlik de dahildir.<br />
Azerbaycan Cumhuriyeti İç Birlikleri – Aralık 1991’de Bakü’deki eski SSCB İçişleri Bakanlığı’nın İç Birliklerinin 5.bölümü dağıtıldı ve 2bin 500 kişilik üç askeri birlik Azerbaycan Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı’na devredildi.<br />
Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’in 9 Mart 1995’te imzaladığı ilgili Kararname ile 12 Mart, İç Birlikler Günü ilan edildi.<br />
Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet Sınır Teşkilatı – Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının 31 Temmuz 2002 tarih ve 740 Sayılı Kararnamesi ile kurulmuştur, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin devlet sınırlarının korunması alanında Azerbaycan Cumhuriyeti mevzuatının belirlediği yetkileri gerçekleştiren merkezi yürütme organıdır.</p>
<p>Azerbaycan Cumhuriyeti Özel Devlet Koruma Servisi – Azerbaycan Milli Muhafızları Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının 25 Aralık 1991 tarih ve 524 sayılı Kararnamesi ile kurulmuştur. Ulusal Muhafız, Azerbaycan Cumhuriyeti Özel Devlet Koruma Hizmetinin bir parçasıdır.</p>
<p>XDMX, devlet koruması, nesnelerin güvenliği ve korumalı nesnelerin korunması, Cumhurbaşkanlığı iletişiminin organizasyonu, işleyişi, güvenliği ve geliştirilmesi, özel devlet iletişimi, özel bilgi – telekomünikasyon sistemleri ve devlet organlarının ağları alanında yetkileri kullanan merkezi bir yürütme organıdır.</p>
<p>Seferberlik ve zorunlu askerlik – Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası ve “Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Devlet Bağımsızlığı Hakkındaki” Anayasa Yasası uyarınca, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin savunma ve askerlik hizmeti, Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşının kutsal görevidir.</p>
<p>Askerlik, bu Kanunla belirlenen sınırlar ve türler dahilinde zorunludur. Azerbaycan Cumhuriyeti’nin 18 yaşını doldurmuş ve sağlık nedenleriyle askerlik hizmetine uygun durumda olan her erkek vatandaşı, alternatif hizmete (işçi sorumluluğu) gönderilenler dışında, 18aylık Azerbaycan Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetlerinde görev yapmak zorundadır.<br />
Askeri eğitim – bugün ülkemizde askeri liseler ve akademiler var.</p>
<p>Askeri liseler – Cemşid Nahçıvanski Askeri Lisesi ve Haydar Aliyev Askeri Lisesi, Askeri Akademiler – Azerbaycan Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri Askeri Akademisi, Silahlı Kuvvetler Eğitim ve Öğretim Merkezi, Azerbaycan Haydar Aliyev Yüksek Askeri Okulu, Haydar Aliyev Devlet Akademisi Azerbaycan Cumhuriyeti Güvenlik Servisi, Azerbaycan Yüksek Askeri Deniz Okulu, Azerbaycan Yüksek Askeri Havacılık Okulu faaliyet göstermektedir.</p>
<p>Ordumuzun uluslararası ilişkileri – Savunma Bakanlığı’nın uluslararası askeri işbirliğinin rolü, barış ve savaş zamanlarında Azerbaycan Cumhuriyeti’nin askeri güvenliğinin sağlanmasında ve ayrıca yabancı askeri kuruluşlar ve uluslararası kuruluşlarla karşılıklı çıkarlar çerçevesinde ortaklıklar kurulmasında özel bir öneme sahiptir.</p>
<p>Uluslararası askeri işbirliği faaliyyeti – Azerbaycan Cumhuriyeti’nin savunma ve dış politikasının seyrine uygun olarak, Dışişleri Bakanlığı ve diğer ilgili devlet makamları, daireleri, kuruluşları ve kurumları ile birlikte yürütülmektedir.<br />
Uluslararası askeri işbirliği, Savunma Bakanlığı tarafından askeri, askeri eğitim, askeri-politik ve askeri-teknik alanlarda yabancı askeri kuruluşlar ve uluslararası kuruluşlarla yürütülen ikili ve çok taraflı faaliyetler kompleksidir.<br />
Uluslararası askeri işbirliğinin ana yönleri:</p>
<p>– Bölgedeki ve bölge dışındaki ülkelerle ikili ve çok taraflı işbirliği;<br />
– Avrupa-Atlantik yapıları ile işbirliği;<br />
– Uluslararası kuruluşlar ve yabancı ülkelerin savunma sanayi kompleksleri ile işbirliği.</p>
<p>4 Mayıs 1994’te Azerbaycan Cumhuriyeti NATO Barış için Ortaklık Programına katıldı. Savunma Bakanlığı, NATO ile işbirliği çerçevesinde Barış İçin Ortaklık Programı, Bireysel Ortaklık Eylem Planı, Planlama ve Analiz Süreci, Operasyonel İmkanlar Konsepti, Ortaklık Karargah Görevi, Savunma Eğitimini Geliştirme Programı, Barış için Bilim Programı ve diğer önemli NATO ortaklık mekanizmalarından etkin bir şekilde yararlanır. Savunma Bakanlığı bu mekanizmaları kullanarak stratejik belgelerin geliştirilmesi, NATO standartlarının askeri eğitim ve öğretimde uygulanması, barışı koruma kuvvetlerinin eğitimi, personel yönetimi, deniz güvenliği, lojistik, deneyimlerden öğrenme, siber güvenlik, enerji güvenliği, sahip ülke desteği ve hava sahası kontrolü konularında ilgili reform faaliyetlerini yürütmektedir.</p>
<p>Ordumuzun uluslararası barışı koruma operasyonlarına katılımı – Azerbaycan Ordusu barış gücü birliği 1999 yılından beri barışı koruma operasyonlarına katılmaktadır. Eylül 1999’dan Mart 2008’e kadar Azerbaycan Ordusu’nun 34 personelden oluşan (32 asker, 1 gizir ve 1 subay) barışı koruma birliği NATO liderliğinde Kosova’da barışı koruma ve barışı destekleme operasyonlarında yer almıştır. 20 Kasım 2002 tarihinden Azerbaycan Ordusu’nun 22 kişilik bir barış gücü birliği, Uluslararası Güvenlik Yardım Gücü’nün (ISAF) bir parçası olarak Afganistan’da faaliyete başladı.</p>
<p>Azerbaycan Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetlerinin barışı koruma birimi – 15 Ağustos 2003’ten 7 Aralık 2008’e kadar Irak’taki Uluslararası Koalisyon Güçlerinde 151 personel(120 asker, 16 gizir, 15 subay) ile görev yaptı.</p>
<p>Ocak 2015’te, Silahlı Kuvvetlerin 94 kişilik bir birliği, altı aylık bir rotasyon planına uygun olarak Afganistan’daki NATO’nun Kararlı Destek savaş dışı misyonunda hizmet vermeye başladı.</p>
<p>Ulusal lider Haydar Aliyev tarafından belirlenen ordu kurma politikası, bugün Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Sayın İlham Aliyev’in önderliğinde geliştirilmektedir. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in ordu inşası alanında ve bağımsız devlet inşasının her alanında başarılı politikasının bir sonucu olarak, bugün Azerbaycan Ordusu hem bölgede, hem de dünyada gelişmiş ordular arasında değerli bir yer tutmaktadır.</p>
<p>Bugün, her bir Azerbaycanlı, halkımızın, Azerbaycan devletinin, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in önderliğinde tarihi başarılara imza atmaya devam edeceğinden emindir.</p>
<p>Ülker Piriyeva – AZERBAYCAN</p>
<p> </p>
<p><img decoding="async" src="https://ortaasyagazetesi.com/wp-content/uploads/2022/06/Doc-Dr-Subhan-Talibli-–-Azerbaycan-Ordusunun-tarihine-bir-bakis.fna&#038;oh=03_AVK-tutxf3szo1_WtvoUI1KHaklUVJgL-lU1fEDxPcWpuA&#038;oe=62D7EEF5.jpeg" alt="Açıklama yok."></p>
</p></div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
